deryalı günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deryalı günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Her genç kızın rüyası... Bir dikiş makinası:)

Hamarat annelerin çocukları bilirler... Küçükken çoğumuzun evinin, en önemli demirbaşlarından birisiydi Singer Dikiş Makinaları... Kullanılmadığı zaman, makina kısmı, ahşap dolabının içine girer, üzeri de örtüldü mü, uzaktan mini bir masa gibi dururdu öylece.



Örtüsü kaldırılarak, makina kısmı yukarı döndürülüp, dikiş esnasında, ayakların bir ucuna - bir topuğuna basıldığı zaman çıkkıdı çıkkıdı sesler çıkaran, altındaki pedal bölümü de ortaya çıkınca, hooop diye yine bir dikiş makinasına dönüşüverirdi!

Sonra mezura, makas, kalıp kağıtları, toplu iğneler, desen desen kumaşlar ve renk renk iplikler derken, bir bakardınız ki oturma odası, bir anda moda atölyesi haline gelmiş:)

O yılları biraz hatırlıyorum da, 
canım sıkıldığı zamanlarda, annemin Singer makinasının üstü kapalı bile olsa, sandalyeyi yanaştırır, pedalına basarak dikiş dikiyormuş gibi oynamak isterdim. Ama sandalyedeyken ayaklarım pedala ulaşmadığı için, bu sefer yerde oturarak, ne yapar eder, o pedala basmayı başarır ve bu keyiften geri kalmazdım. Evet çok saçma olduğunun farkındayım ama eminim ki, o yaşlarında bunu yapan pek çok çocuk vardır. Hadi itiraf edin de beni yalnız bırakmayın :)

Okul öncesi çağlarda, oyuncak bebeklerle oynamaktan ziyade, üstlerine elbise tasarlamakla ilgiliydim. 

O dönemleri yaşayanlarınız bilir; "Şebnem Bebek" isimli karton bebekler vardı... Onların üstlerini giydirebilmek için, aynen Boyama kitabı mantığında, sayfalarında elbise ve aksesuar resimleri bulunan karton kitaplar satılırdı. 

Bu kıyafet ve aksesuarları düzgünce kesip kitaptan çıkararak, kenarlarındaki kulakçıklar sayesinde Şebnem Bebek ile şimdi ismini hatırlayamadığım, müstakbel damadımız olan, o zamanın Ken'ine giydirip dururdum... 




Sonra stilistliğe özenip, renkli kalemlerle modeller çizmeye merak sardım. Elde dikiş dikmeyi de çok küçükken öğrendim. Bir şeyler yaratma fikri her zaman bana çok cazip geldi ve uykulardan uyandıran bir heyecan verdi. Hiçbir şey yapamasam artan kumaşlardan saç tokası yapar, arkadaşlarıma hediye edermişim. Ben değil ama, onlar hatırlatıyorlar bana bunu. Artık o yaşlarda içimden gelerek hazırladığım el yapımı böylesine bir hediye, ne kadar önemli bir şeyse, yıllar geçse de unutamamışlar. Ne mutlu:)

Bir rivayete göre Dikiş makinasının icadının temelinde bir aşk öyküsü varmış. Denilen o ki: En büyük aşkı olan karısı; geçimlerine katkı olması açısından gece gündüz çalışarak, zengin aileler için elde dikiş dikerken, eşi de onu gözlemleyerek, bu zahmetten kurtarmanın yollarını araştırması sonucunda, bir dikiş makinası geliştirme fikri ortaya çıkmış.

Tasarım, tekstil, askeri ve ticaret alanında büyük bir devrim yaratan bu buluşun sahibi Isaac Merritt Singer, ilk dikiş makinesinin patentini, 1851’de almış ve o günden itibaren Singer, en popüler dikiş makinesi haline gelmiş.

Yeni üyesi olduğum Hürriyet'in Bumerang Ekibi tarafından davet edildiğim ilk buluşmaya giderken, "Kendi Modanı Yarat" sloganıyla ortaya çıkan "Singer" gibi dünya devi bir markanın, bu etkinliğe ev sahipliği yapacağını bildiğim için, çok keyifli bir gün geçireceğimden çok emindim.


Singer Genel Merkezi'ne getirildiğimizde, hepsi birbirinden genç, dinamik ve güler yüzlü bir ekip karşıladı bizi. 


Açılış konuşmasını Singer Türkiye'nin gencecik Genel Müdürü Sinem Kınran Parlak yaptı. Hobi ve beceri adı altında ilköğretim okullarında eskiden olduğu gibi Ev ekonomisi dersini tekrar müfredata sokmaya çalıştıklarını ve bu şekilde yeni neslin ilköğretim çağında makina ile tanışacağını belirtti. 

Ayrıca internet cafe mantığında, yakında pek çok noktada dünyadaki benzerleri gibi Dikiş Cafe'ler açma projelerinin olduğundan, ilk şubesinin açıldığından bahsederek, devamının da geleceğinin müjdesini verdi.



Sonrasında mesleğine aşık olduğu her halinden ve tüm yardımseverliğinden anlaşılan, o hoş ve zarif bayanla tanışıp, sohbet ettik... Singer'in göz bebeği olan değerli Dikiş Hocalarından İlknur Eşiz Hanım'dan bahsediyorum.


Derya Baykal'ın Kanaltürk'de 15:00-18:00 arası yayınlanan "Deryalı Günler" programında, her Çarşamba onu kesin izliyor ve ortaya çıkardığı örnek çalışmalara tanık oluyorsunuzdur zaten...

Pek çok kumaş alternatifi arasından ilk bakışta en sevdiğim renklerden Gül kurusu rengi, ipek bir kumaş seçtim kendime... 



El oyması eski klasik koltukların, bu aralar tekrar çok değer görmesi nedeniyle, yeni evlerine taşınmadan önce annemlerin koltuklarına bizzat gidip İMÇ'de Epengle'nin en yeni, en şık ve en kaliteli, Gül kurusu renkli kumaşını seçtiğimi anlattım İlknur Hanım'a ve koltuğun yeni kaplanmış halinin bir fotoğrafını gösterdim. 

Sonrasında da masa üstüne bir "runner" tasarlamak üzere seçtiğim o ipek kumaş parçasını... Renk uyumu konusundaki algıma şaştı kaldı ve seçimimden ötürü tebrik etti beni. Kendisi süper pozitif bir insan... İşini severek yapan böyle birine bayılmamak elde değil...


Aslında Singer'in artık özel bir TV Kanalı açması ve orada İlknur Hn'ın da programlar yaparak, Home TV mantığında hem dikiş makinalarının tüm özelliklerini tanıtması, hem de o makinalarla neler neler yaratılabileceğini detaylı örnekleriyle göstermesi harika olmaz mıydı sizce de? Dünyada 160. ve Türkiye'de 107. yılını kutlayan Singer gibi köklü bir markaya böyle bir konuda da öncülük etmek yakışırdı bence :)




İlknur Hanım'ın güleryüzlü desteği, Singer'in son teknoloji makinası ve benim ortaya koyduğum o tatlı hevesin birleşimiyle harika bir sinerji yakaladık. 

Uygun ipliğimizi seçip, makinanın başına geçtik ve çok çok kısa bir süre içerisinde bu asil ve sade Runner hazır oldu hemencecik. (Resimde pembe ya da  yavru ağzı gibi göründüğüne aldırmayın siz :)



Yılllar önce o eski Singer Makinayı, benim ısrarımla, evde çok yer kaplıyor diye, ihtiyacı olan birisine hediye etmiş ve anneme yeni model bir Singer dikiş makinası aldırmıştım. 



Uzun süre dokunmaya çekindi, "bunu öğrenmem ve alışmam zaman alacak" dedi, deneye yanıla şimdi daha rahat kullanıyor ama meğer Singer artık son 3 yıldır, yeni makina alınca yanında, aletin nasıl prize takılacağına kadar tüm detaylarıyla anlatan bir tanıtım CD'si de veriyormuş. Bu da yeni başlayanlar için çok yararlı oluyordur eminim. Hatta "arzu ederseniz, her zaman derslerimize de katılabilirsiniz" dediler.


Bilim ve araştırmalar öylesine gelişmiş ki, yeni teknoloji makinalarda, arzu ettiğiniz bir fotoğrafı USB ile makinaya aktarıp, nakış olarak kumaşın üzerine işleyebiliyorsunuz. İplik değiştirilmesi gereken zamanlarda makina her bir aşamada size bunu adım adım belirtiyor. 




Hatta Yılbaşı veya özel günleriniz için davetiye kartı hazırlarken bile üzerine, istediğiniz bir modeli, nakış olarak işlemeniz mümkünmüş. Bu yanda gördüğünüz çalışmalar da Dikiş makinası ile hazırlanmış. İnanılmaz değil mi?  Bu kadarından benim de haberim yoktu valla... 



Sınırlarımızı genişleten ve ilham veren bu Bumerang Deneyim Günleri etkinliğinde emeği geçen Hürriyet Bumerang ve Singer'in değerli ekibine çok çok teşekkürler:)



Bir de son olarak eklemek istediğim : Böyle hamarat bir kedicik istiyorum!!! :)))